Hikayemiz, birkaç kişinin aynı dönemde kafalarından geçen düşünceleri ya da içinde bulunduğu durumlarının çakışması ile başladı. Ufuk’un “Bu dünyada birilerine nasıl katkı sağlamalı, kendimiz dışında birilerine nasıl yardım etmeli?” sorusu; Okan’ın tekstil sektöründe çalışmasından dolayı tedarikçilere kolaylıkla erişim avantajı olmasını fark etmesi ile Aytaç’ın Urfa’da atandığı ilköğretim okulundaki çocukların vahim denecek kadar kötü koşullarda okumaya çalıştığını görmesi üzerine edilen sohbetler… Bunların tümü bugün altıncısı yapılan her çocuğa bir koli sloganının ve kampanyaların başlamasını sağlayan fitili yaktı.

Küçük bir arkadaş grubunun (Orta avlu diye adlandırdığımız grubumuz) bir sohbet sırasında yukarıda bahsi geçen konular masaya yatırıldı. İlk anda “Yapabilir miyiz? Başarabilir miyiz?” derken mevzu çocuklar da olunca “Evet! İmkânlarımızı kullanıp, tüm dostlarımızı da yanımıza alarak, bir nebzede olsa çocukların yüzünde gülümsemeyi sağlayabiliriz.” fikri oturdu.

Ana ilkeler belirlendi; ilk olarak giden malzemeler kullanılmamış olacaktı, ikincisi bu organizasyon gelirlerine bakılmaksızın okulun tüm öğrencilerini kapsayacaktı ve son olarak okulun ihtiyaçları (kitaplık, ana sınıfı, perde, fotokopi makinesi, temizlik malzemesi gibi) elden geldiğince karşılanacaktı. Her öğrencinin adına özel ve yaş, beden, ayakkabı numarası vs. belirlenmiş olan onları baştan aşağıya giydirecek malzemeler olan kutu/koliler hazırlanacaktı.

Öncelikle Aytaç’ın vekaleten müdürlük yaptığın yaptığı Urfa’daki Sarnıç İlkokulu için çalışmalara başlandı. Alınan kararın ardından, okulun idarecileri ile öğretmenlerin oluşturduğu listelere göre hem öğrencilerin hem de okulun tespit edilen ihtiyaçlarını karşılamak için Herkes büyük gayretle çalıştı. Başta “Olmaz, bu işin altından kalkılmaz” diye düşünülse de, anlaşıldı ki istenilenden daha fazla malzeme toplanabilecekti. Bunun sonucunda, yine Urfa’da bulunan Özel Eğitim Uygulama Okulu’na da katkı sağlamaya da hep beraber karar verildi.

Kampanyanın sona erdirilmesi için hedef bir zaman belirlendi. İş programları yapıldı, dostlara ve bize yardımcı olabilecek firmalara e-postalar gönderildi. Ulaşabilen herkes elini taşın altına soktu, çocuklar bizim çocuklarımız diyerek büyük bir gayretle belirlenen sürede organizasyon tamamlandı. Gönüllüler kendi arasında organize olarak koliler el birliği ile hazırlandı. Her çocuk adına hazırlanan koliler gene gelebilen gönüllülerce teslim edildi, okulların ihtiyaçları karşılandı.

Sonuç olarak; birlikten kuvvet doğdu, bir çocuğun değil yüzlerce çocuğun yüzünü bir gün de olsa güldürdük. Onların sevinci, bazen bizim gözyaşımız oldu, isyan ettirdi. Biz kendi küçük dünyamızda ne kadar mutluyduk ve her şey elimizin altındaydı. Oysa “orda bir köy var uzakta” şarkısındaki gibi uzaklarda bir yerlerde yalnız bırakılmış, yoksulluğun içinde debelenen, okumak için kış gününde çıplak ayakla (çorapsız yırtık ayaklarla) yola düşen çocuklar vardı.

Eğitim görmek için bütün zorluklara katlanan, azimli o güzel çocukları görünce İşte tam da bu yüzden, her yıl, aynı enerji ve Belki de yaptığımız iş çok büyük kitlelere ulaşmıyor ama o çocukların hayatlarında iz bırakmak, yarına kendilerine hedef koymalarını sağlamak adına önemli olduğunu düşünüyoruz..

Hikayemiz desek de -küçük bir grubun sohbeti sonucu başlamış olsa da- bu hikaye aslında, bizimle birlikte kuvveti doğuran sizin hikayeniz. Ve tabii hikayenin lokomotifi olan yüzleri gülen çocuklar ise asıl kahramanlarımız 🙂

Bizler gibi, sizler de denize bir deniz yıldızı da atmak isterseniz, biz yardım gönüllülerine katılabilirsiniz, kapımız herkese açık. Biz herhangi bir vakıf, dernek ya da kuruma bağlı olmadan, tamamen amatör yürekler ile yola çıktık. Umarız sizlerin de katkıları ile bu yıl altıncısı gerçekleşen bu organizasyon sonraki senelerde aynı heyecan ile devam eder.

Sevgiler, Saygılar…

img_9050
Sarnıç İlkokulu- Ocak 2013
Reklamlar